Marmaris

Akdeniz’in Türkiye ile Yunanistan arasında kalan kısmı Ege Denizi’dir. İki komşu böyle anarlar Akdeniz’in aralarında kalan bu bölümünü. Ege Denizi Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Karadeniz’e bağlanır.

Türkiye hem Akdeniz’e hem de Ege’ye kıyıları olan bir büyük yarımada.

“Ege denizi Akdeniz’in neresinde başlar ya da biter?” sorusunun cevabı Marmaris’tir.

Marmaris’in de üzerinde bulunduğu ince uzun yarımada Akdeniz’le Ege’yi ayırır. Zengin tarihi ve güzel doğası ile Marmaris bu coğrafi konumuyla her zaman Akdeniz Uygarlığı’nın önemli bir parçası oldu.

Akdeniz Adaları ve Avrupa Anakarası’nın kıyıları ile Doğu Akdeniz arasındaki suyolu uygarlığın gelişmesinde büyük rol oynadı.

Ticaret gemileri doğuya ya da batıya gidip dönebilmek için Ege’yi geçmeliydiler. Bunun en kısa ve güvenli yolu Anadolu’nun Ege kıyılarına ulaşmak veya bu kıyalardan demir alarak denize açılmaktı. Gerisi daha kolaydı. Ege kıyıları sayısız girinti ve çıkıntılarla, yani limanlarla doluydu. Sert rüzgarlara, fırtınalara karşı güvenli bir suyolu!

Akdeniz çevresinde yaşayan topluluklar ticaret ilk dönemlerden itibaren ticarete yönlendi. Dünyada deniz ticareti Akdeniz’le gelişti. Tabii gemicilik de…

Besin kaynağı olarak çok cömert olmayan Akdeniz suyolu olarak çok elverişliydi. Kıyıların coğrafi yapısı o zamanın deniz taşıtlarının işini kolaylaştırıyordu. Ege ve Akdeniz kıyılarında limanlar, limanların etrafında kentler kuruldu ve hızla geliştiler. Günümüz uygarlığının yapıtaşları üst üste konulmaya başlandı. Büyük Akdeniz-Ege Uygarlığı doğdu.

Tarihten günümüze değişen…

Ege ile Akdeniz arasında kalan Marmaris ve çevresi çok sayıda limana ve kente evsahipliği yapıyordu. Günümüzde artık her rüzgarda sığınacak bir liman gerekmiyor kocaman gemilere. Ama Akdeniz gene de kıyılarında yaşayan insanlara karşı çok cömert.

Eski gemileri yüzdüren mavi deniz, limanları barındıran yeşil koylar günümüzde de güzeller güzeli bir turizm destinasyonu olarak hizmet ediyor insanlara.

Türkiye sahillerinin, daha cesurca söylersek bütün Akdeniz’in en güzel körfezi Gökova, Marmaris’in batısını, yarımadanın tüm batı kıyısını kaplıyor. Burası Ege Denizi!

Yarımada’nın Akdeniz’e bakan doğu yüzü iki dil halinde uzanıyor. Bir yanında Datça, öte yanında Bozburun olarak çatallanıyor. Burası Akdeniz!

Dünyanın dörtbir yanından insanları Marmaris’e çeken şey sadece deniz değil, sadece doğa da değil. Sadece büyük uygarlıklardan günümüze ulaşan zengin tarih de değil. Çok daha fazla bir şey olmalı. İyisi mi biz sözü Akdeniz Tarihi konusunda en çok dinlenen bir uzmana bırakalım. Fernand Braudel şöyle yazıyor "Akdeniz" adlı kitabında:

"Nedir bu Akdeniz? Binbir şeyin hepsi birden. Bir peyzaj değil, sayısız peyzajlar. Bir deniz değil, birbirini izleyen birçok deniz. Bir uygarlık değil, birbiri üzerine yığılmış birçok uygarlık."

İşte bu peyzajlardan, bu denizlerden, bu uygarlıklardan birçoğunu barındıran bir yer Marmaris!

Eski ticaret gemilerinin yerini rengarenk yelkenleriyle modern marinaları süsleyen yatlar, konforlu yolcu gemileri aldı. Havaalanına uçakların biri iniyor biri kalkıyor. Birçok ülkeden, farklı uluslardan onbinlerce insan tatil için geliyor.

Kapının önünden denize girilen kent

Küçük ve sevimli pansiyonlardan büyük tatil köyleri ve 5 yıldızlı otellere kadar konaklama seçenekleri; Çin, Fransız, Hint, İtalyan mutfaklarından geleneksel Türk mutfağına uzanan geniş bir yelpazede lokantalar; Akdeniz’in kıyılarından yüksek dağlarına kadar hızla değişen iklimin sunduğu doğal otlarla denizin sunduğu ürünlerin karıştığı bir lezzet yarışı ile büyük bir turizm merkezi.

Çevre düzenlemeleri ve arıtma sistemleri sayesinde kentin içinden, otellerin önünden başlayarak ıssız ve sessiz koylarına kadar her yerinden denize girilebilen tatil beldesi. Kapının önünden temiz denize girilen bir kent.

İnce kumlu uzun plajlar, küçücük koylar, adacıklar, denizin ve rüzgarın tuhaf şekiller verdiği kayalıklar. Ve yılın üçyüz günü parlak bir güneş, mavi bir deniz!

Kültürler buluşması

Merkez ve yarımadaya dağılmış onlarca yerleşim. Turizmden aldığı güçle değişen, modernleşen kent merkezi; merkezden uzaklaştıkça azalan nüfus yoğunluğu, yarımadanın içlerinde bütün doğallıklarıyla var olan Yörük köyleri. Çok renkli, çok kültürlü, bir arada huzur içinde yaşam. Hepsi günübirlik turlarla açıyor kucağını her milletten ziyaretçilere. Denizin, kumun ve güneşin geceleri sabaha kadar süren eğlencelerle tamamlandığı merkezi yerleri ya da ayışığında sessizce salınan balıkçı kayıklarıyla sessiz koyları seçebilirsiniz. Siz nasıl isterseniz…

Tarih boyunca birçok kavim gelip geçti. Her biri kendi uygarlığının izlerini bıraktı. Savaşlara da, barışlara da tanık oldu.

Liman kentlerinin bereketini, zenginliğini yaşadı. Zenginlik işgalcilerin de korsanların da ilgisini çekti. Denizden ve karadan ordular geldi.

Şimdi uçaklarla, yatlarla, gemilerle geliyor insanlar daha çok. Bir kez, iki kez tatile geliyorlar; sonra yerleşmeye. Her ulustan çok sayıda yeni Marmarisliler var artık. İngiliz Marmarisli, Alman Marmarisli, Hollandalı Marmarisli ve ötekiler…

Bir de tatile gelip gönlünü kaptıranlar oluyor. Marmaris’te aşık olup, evlenip Marmarisli olanlar. 

Uygarlıkların kavşak noktası

Karia uygarlığının merkezinde, Karia, Rodos, İon, Likya, Lidya’nın en önemli merkezlerine ise (Ephesus, Miletos, Didyma, Heraklia, Halikarnasos, Pamukkale-Hierapolis, Aphrodisias, Dalyan-Kaunos, Demre-Myra) birkaç saat uzaklıkta bir kent. Günübirlik ya da konaklamalı turlarla kısa sürede ulaşım.

Gün içinde tarihin iki-üç bin yıl derinliklerinden gelen uygarlıklara doğru yapılacak bir geziye çıkıp akşam Marmaris gecesine dönüş.

Filozof Aristotales “Gerçek demokrasi Knidos’tadır” demişti. Tarihin ilk çıplak tanrıça heykeli Afrodit de Knidos’taydı. Datça’ya karadan veya denizden bir yolculuk. Tarihin babası Heredotos’un “Tanrı sevdiği kullarını uzun ömürlü olsunlar diye Knidos’a gönderir” dediği Datça’ya.

Sabah kahvaltısını yapıp, öğlen yemeğini Yunan Adası Rodos’ta yiyip Marmaris gecesine geri dönmek. Bir günde iki ülke görüp, yemeklerin adlarına kadar ortak olduğuna şaşırmak.

Mavi Yolculuğun merkezi

Yeşille mavinin buluştuğu koylar ve bu koylara yapılan mavi turların merkez noktası. Marmaris iskeleden başlayan günlük, haftalık veya daha uzun süreli tekne turlarıyla, dünyanın en güzel koylarına demirleme ve geceleme olanağı. Akdeniz’in kıyıları çamlarla süslü bir koyunda demirleyen teknede gökyüzünü ve yıldızları örtünerek uykuya dalıp küçük bir adanın yanında uyanmak. Sessizliği bozan tek ses denizin hafifçe tekneye vuran dalgalarının çıkardığı ses. Ya da kıyıya çok yakınsanız kuş sesleri.

Kara ile denizin birbirine sokulduğu sayısız koyla süslü Gökova Körfezi’nde tekneyi köklerinin yarısı denize uzanmış çam ağacına bağlamak.

Denize bir olta sarkıtıp akşam yemeğini süsleyecek bir balık tutmak.

Mavinin en güzeline, zengin deniz altı yaşamına dalmak.


YOL TARİFİ AL